
Bazen Gözüme Toz Kaçıyor
İmanın tadını alan mümin yüküyle arkadaştır. Sarmaş dolaştır. Hiçbir şey yapamadığında oturup sırtındaki yüke ağlar.
Yürüyemediği yollara, tutamadığı ellere, söyleyemediği sözlere sessizce ağlar. Sabun gibi elimizden kayıp giden fırsatlara ağlar. Asla ahkâm kesmez. Sen yanlış yoldasın demez. Sana doğruyu gösteremedim der.
Yüce Allah’tan bihaber yaşayan insanları görünce yüreği yanar. Onlar için üzülür. Bir şeyler yapmanın yollarını arar. Bir insanın hidayetine vesile olmanın dünya ve içindeki her şeyden daha hayırlı olduğunu bilir. Bazen batılın savunuculuğunu yapanlara hunharca saldırıyoruz. Bol bol “kahr-u perişan” bedduası ediyoruz. Peki, onların hidayetini düşlüyor muyuz?
Kendimizle birlikte arkadaşlarımızı cennette hayal edelim. Ailemizi, akrabalarımızı. Bunun için çaba gerekir, aşk gerekir. Varsın annemizi lüks apartmanlarda oturtmayalım. Ama onunla cennette buluşmayı özleyelim. Anne babamızı ahirette cennet dışında bir yerde görmeye dayanabilir miyiz bilmiyorum.
Futbol kulüpleri için ilk 11 kadrosu önemlidir. Bizim için ahirette müminlerin ilk hepsi önemli. Biz ümmeti için yüreği yanan bir peygamberin ümmetiyiz. Kutlu nebinin çabası, gayreti insanlığın hidayetiydi. Âlemlere rahmet peygamber efendimiz herkesin yalnızca Allah’a kul olmasını istiyordu.
Yükünün farkında olan müminin ufku geniştir. Kendisini tüm insanlığa karşı sorumlu görür. Öyle olmasaydı Mevlana bugün sadece Konya’da bilinirdi. Fakat dünyanın dört bir tarafındaki insanlar ondan besleniyor.
Evlerimizi “Dar’ul Erkam” laştıralım. Melekler sohbetlerimizi dinlemeye gelsinler semadan. Daveti önce ailemize götürelim. Biz en çok onlardan sorumluyuz. Evlerimizde her gün anlayarak Kur’an okuyalım. İş işten geçmeden bunu yapalım. Sonradan pişman olmamak için.