
Ateştir sözlerim, kelimelerim
Her kalp dayanmaz, her yürek kaldırmaz
Altının asalet imtihanıdır ateş.
Yakar her sahteyi, her geçici olanı
Küle döndürür.
Sarıp sarmalarken imtihan labirentleri
En derin bakışlarımızı,
Kalbim yangın yeridir, gönlüm ateş çukuru.
İkram ettiği bir tas çorba,
nasıl ateşe sürükler adamı.
İçirdiği bir tas su.
Sonra bir buse tebessüm.
Nasıl?
Hangi ateş yakar gülüm, hangisi ısıtır.
Hangi soğuk ferahlatır, hangisi dondurur.
Enkazda belirsiz bir el neden mutlu eder?
Mevtasını gömebilme kimi sevindirir?
İbrahim’in ateşi midir gözlerinden kalbime akan.
Nedir bu?
Ateşe suyun serinliğini veren.
Hangi çocuğun çığlıdır bu içimi parçalayan?
Ses ver gülüm,
Biz hangi yangının feryatlarıyız,
Hangi dağın Ferhad’ı?
Bu görünen, Musa’nın ateşi midir?
Virane bir şehrin son kalıntıları mı?
Korku bezirganları ne geziyor damarlarımızda
Enkazlar neden yıldırır bir şehri
Anlat bana gülüm.
Al eline meşaleni, öyle başla söze.
İbrahim’den bahset biraz, teslimiyetinden,
Sadakatinden.
Nuh’un sabrından bahset,
bir ömrün hasadının bir avucun içini dolduramamasından…
Uzat elini, saatin duran ibresini düzeltmek için.
En onulmaz yangında bile
Yeniden dirilmekle sorumluyuz gülüm.
Kalk ve yeniden başlayalım ruhumuzu imar etmeye,
Bengisu pınarından içmeye.
Masivaya yolculuğa.
Kalk ve tut elimden
Semanın sahibine yolculuk için.