EDEBİYAT ALANINDA BİR BULUŞMA YERİ: MAVERA DERGİSİ / Köşe Yazısı - Firdevs Berfin Akgül

4.05.2025 23:39:42
Firdevs Berfin Akgül

Firdevs Berfin Akgül

 "Kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz. Dergi hür tefekkürün kalesi. Belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap, çok defa tek insanın eseri, tek düşüncenin yankısı; dergi bir zekalar topluluğunun."

 
Cemil Meriç'in Bu Ülke kitabında ifade ettiği gibi aslında dergi "hür tefekkürün kalesi ve zekalar topluluğu"ydu. Tabi ki bu tanım birazdan bahsedeceğimiz Mavera Dergisi için de geçerli olacaktı. Mavera, yıllar boyunca edebi ve fikri olarak sağlam bir temel üzerine oturmuş, düşünsel dünyasında sadece sanat kaygısıyla değil Allah'ın rızasını da gözeterek İslam şuuruyla eserler ele almıştır. Dolayısıyla Mavera da edebiyat dünyamızda hür tefekkürün kalesi olmayı başarmıştır. İlk sayısı Aralık 1976'da çıkan, 1990 yılına kadar da yayım hayatına hiç bir kuruluşa bağımlı olmadan devam eden Mavera dergisi; özgün edebi anlayışı, kaliteli ürünleri ve duruşuyla başlı başına bir ekol olmayı başarmıştır.
 
Kurucuları arasında Yedi Güzel Adam olarak da anılan Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Mehmet Akif İnan, Alaaddin Özdenören; aynı zamanda M.Atilla Maraş, Ebubekir Eroğlu, Ersin Gürdoğan gibi isimler vardır. Dergi'nin kuruluş sürecine kısaca değinmek gerekirse, her şey 'Yedi Güzel Adam' olarak adlandırdığımız topluluk üyelerinin Maraş Lisesi'nde bir araya gelmesiyle başlamıştır. Okuma ve yazmaya delice tutkun olan bu gençler maddi imkansızlıklara rağmen dönemlerindeki edebiyat dergilerinin sıkı takipçisi olmuşlardır. Dost, Yedi Tepe, Türk Dili, İstanbul, Türk Sanatı...
 
Kendilerini edebi anlamda çokça geliştirmek isteyen bu gençler Maraş Lisesinde kültür ve edebiyat kolunun yayın organı olan Hamle Dergisini tek başına çıkaran Nuri Pakdil'i de kendilerine rol model almışlardır.
 
Lise hayatları son bulan bu gençler beraberliklerine İstanbul'da devam etmişlerdir. Artık kendileri için önemli gördükleri şahsiyetlerle tanışma vakti gelmişti bu gençlerin. Sezai Karakoç, Necip Fazıl Kısakürek gibi dönemin önde gelen yazarlarıyla bir araya gelmişler bununla beraber bu yazarların çıkarmış olduğu Büyük Doğu, Diriliş dergilerinde bir müddet görev almışlardır. Gençler bu dergilerle beraber fikir ve sanat anlamında olgunlaşmaya başlamış, aynı zamanda dergicilik ile ilgili de bilgi sahibi olmuşlardır.
 
Başlangıçta Büyük Doğu devamında Diriliş dergilerinde çalışan bu gençler Diriliş dergisinin yayım hayatına son vermesiyle büyük bir üzüntüye uğramış, sanat ve edebiyat faaliyetleri açısından da boşluğa düşmüşlerdir. Gençler yazma isteklerinin körelmemesi adına 1968 yılında Nuri Pakdil'in de beraberinde olduğu "Edebiyat "dergisini çıkarmaya başlamışlardır. Bir süre yayım hayatına devam eden bu dergi her ne kadar dönemin kültür ve sanat ortamını canlandırmış olsa da profesyonellikten uzak bir çizgide yer almıştır. Aynı zamanda dergi Pakdil'in inisiyatifinde olmuştur. Edebiyat, o güne kadar bir kadro hareketi olarak görülmüşse de 'Nuri Pakdil'in dergisi olarak anılmaktaydı.
 
Bu durumdan rahatsız olan üyeler dergiden ayrılma kararı alarak yeni bir dergi çalışması yoluna koyulmuşlardır.
 
"Kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz. Dergi hür tefekkürün kalesi. Belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap, çok defa tek insanın eseri, tek düşüncenin yankısı; dergi bir zekalar topluluğunun."
 
Cemil Meriç'in Bu Ülke kitabında ifade ettiği gibi aslında dergi "hür tefekkürün kalesi ve zekalar topluluğu"ydu. Tabi ki bu tanım birazdan bahsedeceğimiz Mavera Dergisi için de geçerli olacaktı. Mavera, yıllar boyunca edebi ve fikri olarak sağlam bir temel üzerine oturmuş, düşünsel dünyasında sadece sanat kaygısıyla değil Allah'ın rızasını da gözeterek İslam şuuruyla eserler ele almıştır. Dolayısıyla Mavera da edebiyat dünyamızda hür tefekkürün kalesi olmayı başarmıştır. İlk sayısı Aralık 1976'da çıkan, 1990 yılına kadar da yayım hayatına hiç bir kuruluşa bağımlı olmadan devam eden Mavera dergisi; özgün edebi anlayışı, kaliteli ürünleri ve duruşuyla başlı başına bir ekol olmayı başarmıştır.
 
Kurucuları arasında Yedi Güzel Adam olarak da anılan Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Mehmet Akif İnan, Alaaddin Özdenören; aynı zamanda M.Atilla Maraş, Ebubekir Eroğlu, Ersin Gürdoğan gibi isimler vardır. Dergi'nin kuruluş sürecine kısaca değinmek gerekirse, her şey 'Yedi Güzel Adam' olarak adlandırdığımız topluluk üyelerinin Maraş Lisesi'nde bir araya gelmesiyle başlamıştır. Okuma ve yazmaya delice tutkun olan bu gençler maddi imkansızlıklara rağmen dönemlerindeki edebiyat dergilerinin sıkı takipçisi olmuşlardır. Dost, Yedi Tepe, Türk Dili, İstanbul, Türk Sanatı...
 
Edebiyat dergisinden kopan bu kişiler yepyeni bir fikirle ortaya çıktılar. Bu fikre göre yeni bir dergi kurulacak ve hiç kimse derginin kurucu isminde bile yer almayacaktı. Bu işi hakkıyla yapacak olan gençler yazı işleri müdürü konumunda yer alacaktı. Yedi Güzel Adamdan da yalnızca yazı talep edecekti. Böylece dergi bireye göre şekillenen statüden ayrılarak asıl amaçlanan yazma eylemine odaklanacaktı.
 
Derginin ismi ise başlangıçta Edebiyat dergisi için düşünülen "Mavera "olacaktı...
 
Mavera şiirle iç içe geçmiş bir dergidir. Bu hususta M.Atilla Maraş kendi şiir anlayışıyla beraber Mavera'yı şu şekilde tanımlamıştır:
 
"Mavera'nın sözlük anlamı, görülen alemin ötesidir. Bu fiziki alemin dışındaki metafizik aleme işaret etmektedir. Necip Fazıl şairi 'gaybı kurcalayan adam' olarak tanımlamıştır. Şiir somuttan ziyade soyut ile ilgilenir, bedenden çok ruha yakındır. Şiir maveraya doğru yolculukta olan insanın bu yolculuğunu okuma biçimidir."
 
Mavera dergisi, edebi ve fikri olarak bir duruşa sahip olmuş ve bunu açıkça dile getirmiştir. Cumhuriyet sonrasında edebiyatımızda din olgusu ihmal edilmiştir. Bu dönemde dini bakış açısıyla kaleme alınan eserler yok denecek kadar azdı. Mavera kadrosu bu eksikliğin farkındalığı ile hareket etmiş ve eserlerini bu yönde kaleme almışlardır. Bu bakımdan dergide Türk, İslam ve dünya edebiyatları hakkında yapılmış değerlendirmeler ve hikaye, şiir, roman gibi edebi türler üzerine tahliller yer almıştır. Böylece kadro yeni edebiyat alanında bir eksikliği gidermeye çalışmış, İslami şuuru ile nasıl edebiyat yapılacağına dair yol haritası çizmişlerdir.
 
Mavera Cumhuriyet tarihinde bir ilki gerçekleştirmiş, genelde edebiyata özelde ise şiire İslâmî bakışla bakan bir edebiyatçı topluluğunun meydana gelmesine olanak sağlamıştır. Mavera'nın İslâmî tavrı bir topluluk olarak ilk kez ortaya koyması ona edebiyat tarihimizde önemli bir yer kazandırmıştır.
 
'Müslüman yazar ve şair' ifadeleri de Mavera yazarlarınca ortak olarak kullanılmıştır. Müslüman yazar ve şair ile İslâmi duyarlılıkla eserlerini meydana getiren, edebiyatta asıl amacı Allah'ın rızasını kazanmak olan yazar ve şairler kastedilmiştir.
 
Mehmet Akif İnan ise Müslüman şairler adına önemli bir açıklamada bulunmuştur:
 
"Hiçbirimiz İslâmî düşünüşün yayılmasına (propaganda biçiminde) vasıta saymamışız şiirimizi. Yani öyle karşıtlarımızda göründüğü gibi bir slogancılık bir çığırtkanlık aleti olarak görmedik sanatı. Sadece dünya görüşümüzün şiiridir yazdıklarımız. Başkasını yapamayız, yazamayız. Yazılsa da sunî olur açıkçası.Şiirimiz, inancımızın onun estetiğinin yansımasıdır uzantısıdır."
 
İşte hareket mottosu buydu Mavera'nın. Zihinlere yerleştirilmiş köhne düşünceleri bir nebze olsun İslam ile İslâmî düşünce ile yeniden diriltmekti.
 
Mavera 14 yılın sonunda toplamada 164 sayı ile yayın hayatına son vermiştir.
 
Dua ile….
 
 
Bu yazı toplam 1346 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Genç Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.