MEDENİYETİN BEŞİĞİ ADIYAMAN'IN TARİHİ MEKANLARI

24.02.2024 17:26:22
Genç Diriliş

Genç Diriliş

 Allah'ın selamı üzerimize olsun.

 
Bu yazımızda geçtiğimiz haftalarda Ziya tepe hocamız ile birlikte Kâhta'nın tarihi mekanlarını ziyaret ettiğimiz gezimiz ile alakalı konuşacağız inşallah.
 
Gezi güzergahımızın ilk mekânı tarihi yaklaşık 2000 yıla dayanan Karakuş Tepesi idi. Kaynaklarda toplamda 8 tane sütun bulunan fakat yıllar içerisinde tahribata uğraması sebebiyle şu anda sadece ayakta 4 tane sütun kalmış olan Karakuş Tümülüsü, Kommegene Krallık ailesinin kadınlarına ait bir anıt mezardır. Anıt mezarını oluşturan etmenler de ayrıca ilgi çekicidir çünkü bu tepecik farklı katmanlardan oluşan ve büyük boyutlardaki çakıl taşları ile yükseltilmiştir, yani yapay bir tepedir. Ayrıca bu tümülüsün altında mevcut bir tünel olduğunu da Ziya tepe hocamızdan öğrenmiş olduk. Bizlerin ise bu muhteşem tarihimize katkısı ise değeri yadsınamaz derece önemlidir. Keşke bunu fotoğraflayabilseydik :)
 
İkinci mekanımız olan Cendere Köprüsü üzerinde Ziya hocamızı dinlediğimizde, köprünün Roma İmparatoru Septimus Severus tarafından iç harç kullanılmadan üç bin yıl önce inşa ettirildiğini öğreniyoruz. Köprünün her bir sütunu kralın aile üyelerinin her birini temsil ederken 4 kişilik aile için 3 sütün olduğunu görüyoruz. Yıkılan bir sütunun hikayesini ise, kıskanç bir kardeşin diğer kardeşini öldürüp ondan kalan her eseri yok etmesi oluşturuyor. Ayrıca küçük bir alana yayılmış olan Kommagene Krallığı'nın Roma’ya eş hakimiyet gücünde olduğunu öğrenmemiz de bizi oldukça şaşırttı.
 
Üçüncü mekanımız Değirmen Suyu bölgesiydi. Temiz havası ve suyu ile beraber ufak bir çay molası verdik orada.
 
Dördüncü mekanımız olan Yeni Kâhta Kalesi’ne geldiğimizde ise restorasyon çalışmaları sebebiyle içerisine giremedik ve kale girişine kadar ilerleyebildik. Kalenin konumu ve üzerine yapıldığı sarp kayalıklara, o zaman ki şartlarda nasıl yapıldığına bakılınca insanın hayran kalmaması elde değil. Yine Ziya hocamızın bize aktardığı bilgilere göre yaklaşık 1000 yıllık tarihi olan kalenin dış surları Memlûklüler tarafından yapılmış, iç surları yani iç kale kısmı ise Romalılar tarafından yapılmıştır. Yapı farkı bariz bir şekilde belli olup inşa edilme sanatının arasındaki incelikler de ayrıca dikkat çekmektedir. Böylece İslâmî kültürle bezenmiş bir medeniyetin inşa etme sanatının muhteşemliğine de şahitlik etmiş olduk.
 
Kalenin arka kısmında konumlanmış olan Şeytan Köprüsü’nü de gezdikten sonra Arsemia’ya doğru yol aldık. Olumsuz şartlardan dolayı yukarıya çıkamasak da Efes'ten Mezopotamya'ya uzanan önemli bir ticaret güzergahı olan Kral Yolu’nu Ziya Tepe hocamızdan dinledik.
 
Kral Yolu’ndan ilerleyerek Nemrut'un eteklerinde ekipçe keyifli bir kartopu oynadık. Bu yılki kardan da bu şekilde nasibimizi alarak rotamızı Üzeyir (a.s.) Külliyesi’ne çevirdik. 
 
Tatlı bir yorgunluktan sonra külliyeye vardığımızda ikindi namazımızı eda ettik. Ekiple sıcak bir muhabbet sonrasında eve doğru dönüş aldık.
 
Daha öncesinde Kâhta’da tarihî mekanların bu denli önemli olduğundan bihaber olmamızın üzüntüsünü yaşıyor ve ziyaret ettiğiniz mekanlar için verdiği kıymetli bilgilerden dolayı Ziya Tepe hocamıza teşekkürü borç biliyoruz.
 
Siz kıymetli okuyucularımızın da en yakın zamanda bu yerleri ziyaret edip coğrafyamızın tarihî zenginliklerini görmeniz temennisiyle…
 
Allah'a emanet olun…
 
 
Bu yazı toplam 1827 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Genç Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.